BONETASNIYE BABAMANSUR OCAGI Musai Kazim Düzgün

Sünet Erkani


SÜNNET ERKÂNI (KİRVELİK

SÜNNET


Sünnet, Hz. İbrahim dininin gereklerindendir. Şifahi olarak atadan gelen İbrahim geleneklerine bağlı olan Araplar, sünnet geleneklerini sürdürdüler. Diğer gayri İslam dinlerde de sünnet geleneği vardı.
Hz. Muhammed de ve bütün kabilelerde sünnetli idiler. Başlangıçta Hıristiyanlıkta da sünnet vardı. Hz. İsa da sünnetli idi. Hıristiyanlıkta sünneti pavlos kaldırmıştır. Hz. İsa’nın öldürülmesinde görevlendirilmiş olan, onun ortadan kaybolmasından sonra onun tarafından Hıristiyanlığı yaymakla görevlendirildiğini söyleyen Pavlos, Hıristiyanlığın yayılmasını önlediği için sünnete gerek olmadığını söylemiştir.
Kur’an da sünnet olma emri yoktur. Böyle bir emir olsaydı ona sünnet denmez farz denilirdi. Bu gelenek dinselleştirilmiş ve sünnetsiz birinin Müslüman olmadığına hükmedilmiştir. Sünnet, Hz. İbrahim’den kalmıştır. Kur’an da ibadetle ilgili gösterilen tek adres, Hz. İbrahim’dir. “Allah’a şirk koşanlardan olmayan İbrahim dinine uy,” der. Peygamber’imizde o emre uymuştur.

KİRVELİK

Alevilikte musahiplik kadar önem verilen diğer bir konu da kirveliktir. Hz. Resulullah’ın sünneti gereği her doğan erkek çocuğa ikrarlık kapısını bilecek erdemliğe erişmiş bir kişiyi kirve yaparlar. Çocuğun sünnetiyle o ikrar perçinlenmiş olur. Bu ikrarın bozulmaması için her iki tarafın üzerine düşen büyük sorumluluklar vardır. Önce bu sorumlulukları ve ikrarlık kapısını bilmek gerekli ki verilen ahd sonsuza dek sürüp gitsin ve daim olsun. Musahiplikte olduğu gibi, kirvelikte de yardımlaşma, bölüşme ön plana çıkar. İki aile kardeş olmuştur. İki aile Allah yolunda ikrar verip bütünleşmiştir. Araya giren düşmanlıklar, kirve olunarak dostluk ve barışa dönüştürülür. Anadolu da bunun örnekleri çoktur. Bazı yörelerde kirvelik yoktur ama, bu yok anlamına gelmez. Bu da bir söz verme, aht etme yani ikrar vermedir. Bu da pir huzurunda dualarla olur, iki aile kardeş olurlar.
Alevilikte ikrar kelimesinin anlamı çok büyüktür. Aleviler ikrarlığa çok önem verirler.
Hz. Peygamber (s.a.s.) bir hadisinde:“Men arafe nefsehu fekat arefe rabbehu” Türkçe’si: Nefsini bilen, Rabbini bilir.
Bu hadisi şerif’e uyum sağlayamayanların ikrarları geçersiz olur. Çocukları olmayan çiftler türbelere (yatırlara) veya dede ocağına (pir ocağına) giderek, niyaz olurlar ve Allah’tan kendilerinin çocuk sahibi olmalarını dilerler. Çocukları olunca da o dedeyi kirve yaparlar. Bazı kendini bilmez, İslam’ı bilmez sözüm ona fetvacılar, ölmüş insanlardan medet ummayın, kurban kesmeyin, derler.
Hz. Peygamber (s.a.s) buyurur: “Evliyalar insanlığın mucizesidir.” Öldüyse niçin beytullaha gidiyorsunuz? Mevlana’yı ziyaret ediyorsunuz?
Kirve olan her iki aile birbirilerinden kız alıp, veremezler, çocuklar bacı-kardeş sayılırlar. Kız çocuğu başka bir sülaleden birisiyle evlenirse, bundan doğacak çocuklar, birbirlerine düşerler. Çünkü ikrarlık, kızla devam etmez. Gittiği ailenin soyuna ve ikrarına mensup olurlar.
Kirvelik ikrar verildikten sonra başlar. Öncesini bağlamaz. Kirvelik sülaleyi bağlamaz. Birbirlerine kız alıp verebilirler. Yalnız kirvenin kardeşi ve bacısı diğer kirvenin kardeşi ve bacısıyla evlenemezler.
Kirvelerin çocukları, beş göbek birbirlerine düşmezler. İkrar bedene değil, ruhadır. Onun için kirve olacak insanlar, bu kuralları bilmeli ve böyle uygulamalıdır.
Hz. Peygamber efendimiz “el ikrar minel iman” diye buyurmuştur. Yani ikrarı olmayanın imanı olmaz demiştir. İkrarını verip de dönenler için de yüce kitabımız şöyle buyurmuştur; “Allah rızası için ikrar verip nefsi için bozanlar fasık kişilerdir.”
Bu nedenlerle cahil insanlarla kirvelik kurmak, Allah için değil, menfaat içindir. Bunun da geçerliliği olmaz. Menfaatle birlikte ikrarlıkta biter.
Kirve olacak aileler birbirlerini çok iyi tanımalı ve birbirlerini sevmelidirler. Çünkü kirve olduktan sonra dönüşü yoktur. Birbirleriyle iyi geçinmek, iyi ve kötü günde birbirlerine sahip çıkmak mecburiyetindedirler. Akrabadan da öte kardeş olmuşlardır. Ve o kardeşliğinde ilelebet devam etmesi gerekmektedir.

KİRVELİK ERKÂNI

Kirve olacak aileler bir araya gelerek, kirve olmanın hazırlıklarını yaparlar. Ekonomik durumlarına göre kurban kesebilenler kurban, kesemeyenler de lokma yaparlar. Dedelerini davet ederler.
Dede kirveliğin, yani ikrar vermenin ne anlama geldiğini anlatır. Sonsuza kadar dostluk ve kardeşlik içinde yaşamalarını, birbirlerine yardım etmelerini söyler ve hizmete başlar.
Kirveler, yani dört can, tertemiz giyinmiş ve beden temizliğini yapmış olarak dardadırlar:
Dede: “Ey Canlar! Kirve olmak için huzura gelip dara durdunuz. Birbirinizi seveceğinize, koruyacağınıza, geçmişte kin, düşmanlık, husumet varsa son vereceğinize ikrar eder misiniz?
Kirveler: “Allah eyvallah” derler.
Dede: “Allah eyvallah kapısı ikrar, iman olsun mu?”
Kirveler: “İkrar ve iman olsun.”
Dede: İkrar ve İmanla ilgili yüce kitabımız şöyle der:“ Esirgeyen Bağışlayan Allah’ın Adıyla! Hani Allah, peygamberlerden: “Ben size Kitap ve hikmet verdikten sonra nezdinizdekileri tasdik eden bir peygamber geldiğinde ona mutlaka inanıp yardım edeceksiniz” diye söz almış, “Kabul ettiniz ve bu ahdimi yüklendiniz mi?” dediğinde, “Kabul ettik” cevabını vermişler. Bunun üzerine Allah: “O halde şahit olun; ben de sizinle birlikte şahitlik edenlerdenim” buyurmuştur. [38]

Verdiğiniz ikrara yüce Allah şahit olsun…
İkrarını bozanlara da yüce Kitabımız şöyle der: “Artık kim bu ikrardan sonra “Hakikat dan” yüz çevirirse, işte o gibiler fasıkların tâ kendileridirler.” [39]

Allah’ın emrini anlayıp ikrar ettiniz mi?
Kirveler: “Allah eyvallah” derler.

Dede ikrar gülbengine başlar: Bismişah Allah Allah!..
Geldiğiniz yoldan, durduğunuz dardan, çağırdığınız pirden şefâat göresiniz.
Darlarınız, divanlarınız kabul ola. Muratlarınız hasıl ola.
Dergah-ı izzetine yazılmış ola.
Darına durduk Ya Allah......Ya Allah....Ya Allah...
Divanına durduk Ya Muhammed... Ya Muhammed....Ya Muhammed
Keremine sığındık Ya Ali ... Ya Ali.....Ya Ali.......
“Bismillah âla sünneti Resullullah, İbrahim-i Halilullah, Bismi şah Allah Allah!
Adem peygamber’den geldi bu zürriyet. İbrahim Peygamber’den kaldı bu sünnet. Muhammed Mustafa ve Ehlibeytine verelim salâvat: “Allahümme salli âla seyidina Muhammed ve âla Ali Muhammed.”
Allah Allah! Vakitler hayrola, darlar divanlar nur ola, verdiğiniz ikrar, İbrahim Peygamber’in verdiği ikrar ola!
Yüce Allah Hz. Muhammed Mustafa’nın, Ali-yel Murtaza’nın yüzü suyu hürmetine aranızdaki sevgiyi arttıra, birbirinize dost ve akraba eyleye! Sünnet olan yavruyu, evvela anasına babasına hayırlı evlat, sonra da bütün insanlık için hayırlı ve yararlı bir insan olarak yetişmesini nasip eyleye!
Yüce Allah dildeki dileklerinize, gönüldeki muratlarınıza vasıl eyleye. Verdiğiniz ikrarı, yaptığımız duaları dergahı izzetinle kabul eyleye!
Nur-u Nebi, Keremi Ali, Gülbankı Hünkar Hacı Bektaş Veli, dil bizden, ikrar İbrahim Peygamber’den, sünnet Muhammed’den, himmet Ali’yyel Murtaza’dan, kabulü de Allah’tan ola! Gerçeğe Hû.

KİRVELİK ERKÂNI

SÜNNET OLURKEN OKUNAN DUA

“Bismillah ve billah tevekkeltü tealallah. Alâ sünneti Resulillah, İbrahim- i Halilullah. Bismi şah Allah Allah! Adem atadan geldi bu zürriyet. İbrahim peygamber’den kaldı bu sünnet. Muhammed’in ümmetine hem farz oldu, hem sünnet,. verelim Muhammed Mustafa ve Ehlibeyt’ine salâvat: “Allahumme salli âlâ seyidina Muhammed ve âlâ âli Muhammed.”

Hep birlikte tekbir:

Allahu Ekber, Allahu Ekber, Lâ ilahe illâllahu vallahu Ekber.
Allahu Ekber velillahil hamd.
(Çocuk kesilene kadar tekbir devam eder)
Hakk’ın birliğine, erin erliğine, halkın birliğine ve dostluğuna diyelim Allah Allah.. (Cemaat “Allah - Allah” diye katılır.)
Evveli ğaza, ahıri gaza, inayeti Hûda, Muhammed Mustafa ve Ali’yyel Murtaza aşkına diyelim Allah Allah….
Masum ve pak olan Ehlibeyt’in, On iki imamların, erenlerinin, evliYalarının aşkına diyelim Allah Allah…
Sünnet olan çocuğumuzun sağlığına, mutluluğuna, analı ve babalı büyümesine diyelim Allah Allah.
Duası bizden, inayet İmam Ali’den, şefaat Muhammed Mustafa’dan, kabulü de Allah’tan ola.
Gerçeğe Hû….

ALEVİLİK İÇİN İNANCIMIZ İÇİN BİR OLALIM DIK OLALIM DiRi OLALIM ASLA KIMSEYE BOYUN EYMEYELIM
saygilarimla
musa-i kazim düzgün