BONETASNIYE BABAMANSUR OCAGI Musai Kazim Düzgün

Muarem Orucu Yasi Matem


http://i15.photobucket.com/albums/a353/soneruysal/slayt.gif

YASI MATEM

 
 MUHARREM (MATEM) (ASÜRE)
ONiKi iMAMLAR (ORUCU )


Biz Aleviler Hz imam hüseyin in kerbela da sehit edilisinin
Anisi olarak muharrem ayinin . 1. 12 .günleri icinde matem.yas
Orucu tatariz (muharrem orucu kuranda ve Hz.Peygamber
Efendimizi hadislelerinde yer almistir

Muharrem matemi hic bir oruca benzemadigi gibi, mukayeseside yapilmaz.
imam Hüseyin,nin sehit edilmesiyle birlikte Oroc demek uygun düsmez, en dogru olani Matem demek isin özüne en uygun olanidir.
Tahrihte Ehl-i Beyt soyuna karsi yasanmis bir vahseti, heryil günü geldigi zaman, Ehl-i Beyt sevenleri tarafindan zalime Zülüme karsi bir durus, Mazluma karsida duyulan aci hüzün ve gözyasi yasamasidir. Ona sahip cikip o aciyi paylasmadir. Matem diye adlandirmak en dogrusu olsa gerek.
      
     Kendimizi miladi takvimine uyarak, belirlenen süre icirisinde yasi matemmizi sürdürürüz. baslangic kurban bayramina göre hesabi yapilir. kurban bayraminin kutlandigi ilk günden itibaren, yirmi günü sayip ve yirminci günün aksami saat yirmi dörtden sonra yasi matem Orocu baslanmis olur. Böyle olmakla birlikte,bazi yörelerde Tunceli, Erzincan, Sivas, Varto, Erzurum, Kars, ve Malatyanin cogu yörelerinde bayanlar birgün önceden Oruc tutmaya baslarlar bu günde Anna Fatma icin tutulmus olur Yörelerde bir baska farklilikta, Asura pisirildiyi gün öglene kadar Yasi Matem Orocu devam eder buda Masumu Paklar,a o yarim gün adanir.

     Kirsal kesimdeki uygulanma ile ketlesmenin getirdiyi uygulama sekli giderek deyismektedir. ketlesmenin getirdikleri calisma kosullari, sartlarin dayatmasi sonucu cogu canlarimiz yasi matemin gereyini yerine getir memektedirler ayrica kenteki bu kosullar bazi canlarimizin isine yaramaktadir is olanaklarini öne sürerek yasi Matemi yerine getir memekteler buda Aleviliyin erimesine yol acmaktadir Kirsal kesimdeki matem görünüm hemen hemen yok görünmektedir Köylerde on iki gün tiras olunmazdi Aynalar ters cevirillirdi yürürken karincaya dahil basilmamasina dikat edilirdi. kirginliklar küskünlükler olmaz kin tasinmaz dosta gercek dost olunurdu simdiki zamana baktigimizda bunlar pek görülmüyor.

Muharrem (Yas ) orucu Kurban Bayramindan 20 gün sonra niyet edilir.
Her sene on gün önde gelen Matem orucu nasil tutulur.
 
1 orucun tutulmasi engec gece saat on ikide niyet edilir.
ve bu saatten sonra hic bir sey yenilmez ve icilmez.
2 iftarin acilmasi günesin batisinda hemen sonra acilir.
3 su icilmez icilirsede kana kana icilmez.
4 dügün eylence yapilmaz (GÖNÜL kirilmaz.)
5 hic birsey kesilmez kesinlikle (ET cesitleri yenilmez .)
6 kari koca iliskileri kesilir ve ayri yataklarda yatarlar.
7 kesinlikle (TIRAS OLUNMAZ) on ikigün boyunca.
8 ORUCU rahatsizlik nedeniyle tutamayanlar hayir verirler.
9 orucun on ücüncü gününde tiras olunur temizlik yapilir.
10 orucun on ücüncü günün de bütün canlarin evinde.
( ASÜRE ) pisirmeleri gerekiyor
11 orucun on ücüncügününde (KURBAN ) kesilir ve dagitilir
Kurbanin anlamida imam Zeyneli Abidini kurtulmasi ve
Ehli beyit soyunun yürümesi icin Sükür Kurbani icindir kesilir.
 
MATEM OROCU SÖYLE NiYET EDiLiR

Bism-i Sah..Allah,Allah.... Er Hak-Muhammed-Ali anna fatma askina,
Imam Hüseyin Efendimizin susuzluk orucu niyetine,Kerbela da sehid
olanlarin temiz ruhlarina, EHL-i BEYIT sefaatina,Oniki Imamlar askina
oruc tutmaya niyet eyledim. hak Dergahinda kabul eylesin..."

OROC ACMA DUA,Si

Bism-i Sah...Allah,Allah..Ehl-i Beyt soyuna ve dostlarina
Selam olsun.- Yezidin soyuna ve yandaslarina yüzbinkere lanet olsun. Yüce
Allah,him imam Hüseyin askina ve on iki imamlar on dört masumu paklar icin
Tuttugumuz oruclari kabul eylesin. Gercege hü.."

YEMEK SONUNDA OKUNACAK DUA

Ya Allah,him sana innandik yine sana siginiyoruz
Muarem ayinda oroc tuttuk niyet eyledik
Ya Allah,him sen tuttugumuz oroclari kabul eyle
Imam Hüseyin kerbella icin yasimiz büyük olur
imam hüseyin askina tuttugumuz oroclari kabul eyle
Yetmis iki kerbella sehitler askina tuttugumuz oroclari kabul eyle
Oniki imamlar askina tuttugumuz oroclari kabul eyle
Ondört masumu paklar ve onyedi kemer bestler askina tuttugumuz oroclari kabul eyle
Kirklar askina tuttugumuz oroclari kabul eyle
Seksenbin rum erenlerin doksanbin orosan pir.lerin tutugu oroca bu orucumuzu dahil eyle
Yüz yirmidört bin nebilerin ücyüz atmis altibin embiya ve evliyalarin orocu eyle
Bütün gelmis gecmislerimizin mekanlarini cennet kabirlerini nur eyle
Ahretimizi hayir getiresin hayir tekbir eyleyesin
Dilde dileyimizi gönülden muradimizi ihsan eyle
Sah Baba Mansurun kerametini zahiren batinen üzerimizde hazir ve nazir eyle
Ehl-i Beyit Evlatlarina soyuna yüzbinkere sükürler olsu sükürler olsun sükürler olsun
Yezidin soyuna kendisine yandaslarina yüzbinkere lanet olsun lanet olsun lanet olsun

Yasi matemin on ücüncü güne Asure bisirilken basinda okunacak olan dua söyledir.

B-ism-i sah, Allah Allah
Barekalla, Sehitler Sahi

imam Hüseyin Efendimizin Kerbela sehidlerinin yüce ruhlari sad olmasi icin barekallah.
cümle Erenlerin ruhlari icin barekallah Kurbanlarimizin kabulu icin , barekallah.göklerden hayirli raymetlerin yagmasi yerden hayirli bereket vermesi icin barekallah. Muhammed Mustafa, Ali-el Murtaza imam hasan imamu hüseyin Kerbela Sehidleri icin barekallah.imamu Zeynel Abidin imam Muhammet Bakirin haki  icin barekallah.imamu cafer-i sadik ve imam Musa kazimmin hakki icin barekallah. imam Ali Riza ve imam Muhammed Taki,nin haki icin barekallah. imam Ali naki ve imam Hasan askeri icin barekallah.imam Muhammed Mehti sahip zamani,ni haki icin barekallah.Hünkari haci bektasi veli ve sah Baba Mansurun haki icin barekallah.Ahrete göcenlerimizin cümlesi haki icin barekallah. ya Allah,himdildedileyimizigönülden muradimizi nasibi hak eyle
duasi bizden kabulu Hakktan ola gerceye Hü

              
  ASURE
Asure: Hak Muhammed Ali,nin ve cümle Peygamber,lerin simgesidir
Asure: Allah,a Yakinlasma ve oniki imam,larin simgesidir.
Asure: imam Hüseyine verilen deyerin simgesidir.
Asure: Nuha Peygamberin ve yokluktan varolmanin simgesidir.
Asure: Bin bir bereketin ve yoksulun simgesidir.
Asure: Acilari bertaraf etmenin ve Baris,in simgesidir.
Asure: Kaynasmanin ve Dayanismanin simgesidir.
Asure: Gecmisten günümüze gelen inac simgesidir.
Asure: Daha mutlu daha Huzurlu ve sevginin simgesidir.
Asure: Aski Muhabettir Dilde akan Kelamin simgesidir.
degerli canlar asüre gününü resmi tatil yapmayi insahla basaracagiz damliya damliya derya akip tasmiyacagiz sevgi yumaginda can ciyer olup sesimizi duyuracagiz
 
 
Asure günü meydana gelmis hadisler

1- gölerin ve yer yüzünün yartilmasi
2- Hz Ademin tövbesinin kabul olmasi
3- Nuh Aleyhisselamin gemisi karaya oturmasi
4- Hz Musanin Firavun,un serrinden kurtulmasi ve Firavunun helek olmasi
5- Hz ibrahimin dünyaya gelmesi ve atesten kurtulmasi
6- Eyüp Aleyhisselamin hastaliktan kurtulmassi
7- Süleyman Aileyhisselama saltanat verilmesi
8-Yünüs Aleysselamin baligin karnindan kurtulmasi
9- Hz Hüseyinin kerbelada sehit edilmesi

Saygi Ve Sevgilerimle
yazan musai kazim düzgün
 
   Merhaba Deyerli canlar 17 Aralik 2009, da basliyacak olan yasi matem Muarem orocu bütün Alevi camiyasina hayirlara vesile olmasini dilerim biz aleviler icin muarem ayi Ehl-i Beyit askina olan biz aleviler icin önemli bir yeri vardir bu ay yasi matem ayidir bu ay oroc ayidir bizler imam hüseyin ve yetmis iki kerbela sehitleri icin muarem ayinda hem oroc tutariz hemde yastutariz Muarem ayi kurban bayramindan yirmi gönsönra gelmektedir muarem ayi orocu oniki gün olarak tutulmaktadir muarem ayinda Yezit ordusu tarafinda seyyid edilen imam Hüseyin ile birlikte ayle fertleri arkadaslarla beraber yetmis iki kisiyi acimasizca kaltetmistir bizler onun icindirki muarem ayinda yas tutariz matem cok sevilen cok deyerli olan bir seyi veya birkimseyi kaybetmenin acisini en ileri düzeyde hisetmenin adidir imam hüseyin de bizim icin önemli bir yer tutmaktadir imam Hüseyin herzaman mazlumun yetimim kimsesizlerin yaninda yer almistir imam Hüseyin heryerde Hak Muhammed Ali.nin yolunda ödün vermemistitir Lanet yezide biyat etmeyip canini orta yere koymustur ve dik durusuyla boyun eymemistir unun icindirki biz Aleviler olarak imam Hüseyine bagliligimiz her gecen gün artmistir bizler Ehl-i Beyit Evlatlarina herdem göz yasi dökeriz hele Imam Hüseyin denildiyinde göz yasimiz din meden derya denizine akmaktadir bin dörtyüzyildir Hak Muhammet Ali.nin yolunu sürdüren gönümüze getiren pirlerimize ve taliplere sükranlarimi sunarim bundan böyle buyol iler eldet devam edecektitir Deyerli canlar Muarem orocu Yasi Matemde dikat etmemizgereken sartlar (orocu niyet etmek icin en gec saat yirmi dörtte niyet edilir ertesi gün günesin batmasiyla oroc acilir duvalar ve mersiyeler okunur)(matem orocunda Et cesitleri yenilmez)(Tiras olunmaz)(su kisintili icilir normelde suyun icilmemesi gerekir nedeniyse Imam Hüseyin.nin susuz kalmasidir)(Evli cifitler ayni yatakta yatmazlar)(küfür edilmez gönül kirilmaz kapi komsuyla barisik olunur )orocun onücüncü gününde asüre yapilir ve kapi kumsuya dagitilir Tiras olunur temizlik yabilir kurbani olan canlar kurban keserler böylece bir yasi matem sona erer deyerli canlar lütfen muarem ayina cok önem verelim birlik ve beraberliyimizi bu ayda herkese gösterelim ne mutlu bu orocu tutana ne mutlu Hak Muhammed Ali.nin yoluna bagli olana ne mutli Aleviyim diyen canlara Yüce tanrimtüm ibadetlerimizi orocumuzu kabuleylesin yüce yaratan günahlarimizi afetsin iliyimizi artirsin birliyimizi bozmasin her zaman heryerde hz Hizir yanimizda hazir ve nazir olsun sehitler sah imam Hüseyi.nin sefaati üzerimizde hazir eylesin Allah allah.
saygi ve sevgilerimle
musai kazim düzgün

 
AŞURA / AŞURE ÜZERİNE
Bilindiği gibi Nuh tufanında Hazreti Nuh’un gemisi 40 gündüz 40 gece su içinde kaldıktan sonra Muharrem ayının onuncu günü karaya oturmuştur. Gemide olanlar ellerinde kalan yiyecekleri bir araya getirerek bir çorba yapmışlar ve Tanrı’ya şükretmişlerdir. Bu çorbada on değişik yiyecek bulunduğu için adına aşure denilmiştir. Çünkü aşure sözcüğü Arapça’nın da mensup olduğu Sami dillerinde on anlamına gelmektedir. Nitekim Nuh Peygamberin ve gemidekilerin Sami dilinde konuştuğu rivayet edilmektedir.
Zamanla aşure yada aşura sözcüğü anlam genişlemesine uğrayarak Muharrem ayının onuncu günü yaşanan Kerbelâ katliamıyla da ilintili bir biçimde kullanılmaya başlanmıştır. Bu nedenle aşura denildiğinde akla Kerbelâ olayı gelmektedir.
O halde nedir aşuranın önemi ve anlamı ?
Aşura; erdemli, yiğit, ilkeli, dürüst, şefkatli ve korkusuz bir kahramanın, zamanın zalimleri tarafından altı aylık süt emer çocuğuna varıncaya değin tüm yakınlarıyla birlikte acımasızca ve günlerce susuz bırakılarak şehit edildikleri gündür. Bu facia yaşandığında takvimler, Hicretin 61. yılı Muharrem ayının onuncu gününü gösteriyordu…
Derviş Baba lanet ehl-i Yezid’e
Bizim tevellamız ol Ehl-i Beyt’e
Tam yetmiş üç şehit, o susuz çölde
Aşura gününde tarih ağladı.
Aşura, Abdullah oğlu Muhammed oğlu Ali oğlu İmam Hüseyin’in önderliğinde gerçekleşen bir kahramanlık destanının adıdır. Bu destan, İmam Hüseyin’in zalime boyun eğerek yaşamaktansa, yaşamı pahasına da olsa şerefle ölmeyi seçtiği günün destanıdır.
Selam olsun o günün şanlı kahramanlarına!
Selam olsun Kerbela şehitlerine!
Selam olsun şehitlik okulunun baş öğretmeni olan İmam Hüseyin’e!
Aşura, mazlumun zalime, öldürülenin öldürene ve kanın kılıca galip geldiği günün adıdır.
Aşura, mazlumların ölümcül suskunluk ve durgunluğunu, zalimleri yok eden bir volkana dönüştüren özgürlük davasının adıdır. Aşura, yüzyıllar boyu sürecek olan haksızlığa karşı gelme geleneğinin ateşinin yakıldığı günün adıdır.

Bu öyle bir başkaldırıdır ki, çağlar boyu mazlumların umut ışığı , kimsesizlerin manevi sığınağı, zalimlerin bitmez tükenmez korkusu olarak hep yaşamış ve yaşatılmıştır.
Biz Aleviler; yüzyıllar boyu çektiğimiz sıkıntılara ve baskılara karşı direnme gücünü işte bu başkaldırıdan ve bu başkaldırının kahramanı olan İmam Hüseyin’den alıyoruz!
Zulme ve zalimlere karşı direniyoruz.
Çünkü Ehl-i Beyt’i çok seviyoruz.
Çünkü, Hazreti Muhammed ve İmam Ali’yi çok seviyoruz!
Çünkü peygamber soyunun sevdalısıyız!
Çünkü mücadelemizin önderi İmam Hüseyin’dir!
Çünkü biz, zalime boyun eğmeyip şerefle ölmeyi tercih edenlerin safındayız!
Tufanda Nuh Peygamberin gemisine binenler nasıl kurtuluşa erdilerse, Muharrem’de oruç tutarak ve mateme bürünerek Ehl-i Beyt gemisine binenler de öylece kurtuluşa ereceklerdir.
Biz Ehl-i Beyt yolunun yolcusuyuz.
Ve o yolun sevdalısıyız.
Aşura, Ehl-i Beyt’in izinden yürüyenlerin kurtuluşa erdiği gündür. Ehl-i Beyt’in yolundan gidenler manevi kurtuluşa erenlerdir.
Nitekim yüce peygamberimiz; “Gerçekten Hüseyin bir hidayet meşalesi ve kurtuluş gemisidir. Hüseyin benden, ben Hüseyin’denim; kim Hüseyin’i severse Allah da onu sever” demiştir.
Görüldüğü gibi Alevi olmak Hüseyni olmaktır. Hüseyni olmak, Muhammedi olmaktır. Muhammedi olmak ise Hakk’a kul olmaktır. Yüreği Tanrı sevgisiyle dolu olmaktır! Tüm yaratılanları yaratandan ötürü sevmektir!
Demani der Kur’an, hakk Kur’anullah
Sevenin gönlünden gitmiyor billah
Cümlemizin muradın ver Allah Allah
Yetiş imdadımıza İmam Hüseyin!
Ne mutlu İmam Hüseyin’e gönül verenlere!
Ne mutlu sevenlere, sevilenlere!
Ne mutlu hidayet meşalesinin ışığıyla aydınlananlara!
Yüce Tanrı yaptığımız tüm ibadetleri kabul eylesin…
İbadetlerimiz ulu dergahta hakk defterine yazılsın…
Yüce peygamberimizin ve tüm 12 imamların şefaati üzerinize olsun!
Allah…Allah!

KURBAN ÜZERİNE

Alevi inancındaki ibadetlerden biri de kurban ibadetidir. Kurban konusunda Kur’an’da şöyle denilmektedir:
“Sana kevseri verdik.
O halde rabbin için ibadet et ve kurban kes.
Kuşkusuz soyu kesik olan sana kin tutandır.”
Görüldüğü gibi ilk ayette yüce Tanrı bir lütufta bulunuyor. İkinci ayette ise bu lütfun karşılığında ibadet edilmesi ve kurban kesilmesi isteniyor. Üçüncü ayette ise Hazreti Peygambere soyunun kurumayacağının müjdesi veriliyor. Bununla birlikte, gerçekte peygambere soyu kesik diyenlerin soyunun kuruyacağı belirtiliyor.
Adı Alevilik olan ve çağlar boyu insanlığı aydınlatan kutlu inancımıza göre Kerbelâ katliamından İmam Zeynel Abidin’nin kurtulup Ehl-i Beyt soyunun devamını sağlaması yüce Allah’ın peygamberimiz Hazreti Muhammed’e soyunun kesilmeyeceğine ilişkin verdiği müjdenin gerçekleşmesidir.
Bilindiği üzere kurban denilince ilk akla gelen Hazreti İbrahim’dir. Kur’an’da Hazreti İbrahim’in öyküsü anlatılmaktadır. Hazreti İbrahim’in oğlu İsmail’i kurban adamasıyla ilgili olarak Saffat Suresi’nin 100-112. ayetlerinde bilgiler verilmektedir. Hazreti İbrahim’in büyük bir sınava tabi tutulduğu ve bu sınavı başarıyla geçtiği anlatılmaktadır. 107. ayette Tanrı’nın İbrahim peygamber’e fidye olarak büyük bir kurbanlık verdiği belirtilmektedir. Kimi Kur’an yorumcuları bu “büyük kurban”ın bir koç olduğunu (Bu iddia yaratılış yasalarına terstir) söylerken kimileri de bu ifadenin, binlerce yıl sonra Hazreti İbrahim’in soyundan gelen soylu birinin Hakk yoluna kurban olması anlamına geldiğini dile getirmektedirler.
Kutlu Alevi inancına göre Allah’ın verdiği o “büyük kurban” İbrahim peygamberden binlerce yıl sonra onun soyundan gelen şehitler şahı İmam Hüseyin’dir.
Nitekim Hazreti İmam Hüseyin, zulme ve dünya nimetlerine karşı eğilmemiş, Hakk yoluna canını kurban vermiştir.
İşte Muharrem ayı böyle bir sultanın, peygamberin sevgili torunu imam Hüseyin’in Hakk yoluna, Allah yoluna kurban olduğu bir aydır. Ve Kerbelâ Emevi hanedanlığının peygamber soyunu kurutmak için zulmünü sergilediği bir katliam meydanıdır. Ancak Emevi zalimleri Hazreti İmam Hüseyin’i şehit etmişlerse de peygamber soyunu kurutmayı başaramamışlardır. Yüce Tanrı Hazreti İmam Zeynel Abidin’i bu katliamdan kurtararak Ehl-i Beyt’in soyunun devamını sağlamıştır.
Selam olsun şehitler şahı İmam Hüseyin’e!
Selam olsun Kerbelâ’nın zulme boyun eğmeyen şanlı kahramanlarına!
Selam olsun o soylu yolu gözyaşlarıyla geleceğe nakleden İmam Zeynel Aba’ya!
Selam olsun Ehl-i Beyt’in temiz ve aziz soyuna!
Biz Aleviler, Hazreti Muhammed’in Ehl-i Beyt’inin sevdalıları olarak onun soyunun kesilmemesine şükretmenin bir ifadesi olsun diye İmam Zeynel Abidin’in kurtuluşu ve Allah rızası için kurban kesiyoruz.
Ehl-i Beyt yolunda olan Aleviler, kurban keserek Ehl-i Beyt’e sevgilerini gösterir ve kurbanın sırrına vakıf olmaya çalışırlar.
Ne mutlu İmam Hüseyin aşkına mateme bürünenlere!
Ne mutlu kurbanın sırrına vakıf olmaya çalışanlara!
Ne mutlu İmam Zeynel Aba’nın kurtuluşuna!
Ne mutlu Yüce Peygamber soyunun kesilmemesine!
Akıl ermez yaratanın sırrına
Muhammed Ali’ye indi bu kurban
Kurban olayım kudretinin nuruna
Hasan, Hüseyin’e indi bu kurban
Ol İmam Zeynel’in destinde idim
Muhammed Bakır’ın dostunda idim
Cafer-i Sadık’ın izinde idim
Musa Kazım Rıza’ya indi bu kurban
Muhammed Taki’nin nurunda idim
Ali’yye’n-Naki’nin sırrında idim
Hasan’ül-Askeri’nin darında idim
Muhammed Mehdi’ye indi bu kurban
Aslı şah-ı merdan, güruh-u naci
Gerçeğe bağlı bu yolun ucu
Senede bir kurban talibin borcu
İsmail Peygamber’e indi bu kurban
Tarikattan hakikate ereler
Cennet-i ala’ya hülle sereler,
Muhammed Ali’nin yüzün göreler
Erenler aşkına indi bu kurban
Şah Hatayi’m edebilir mi her can
Kurbanın üstüne yürüdü erkan
Tırnağı tesbih kanı da mercan
Mümin müslüme indi bu kurban

Yüce Tanrı kurbanlarımızı kabul eylesin.
İbadetlerimiz ulu dergahta hak defterine yazılsın…
HAZRET-İ ABBAS
İmam Hüseyin’in kardeşi Hz. Abbas, kahramanlığıyla tanınıyordu. Uzun boylu, geniş omuzlu, karşıdan bakınca babasına, yani Hz. Ali’ye benziyordu. İmam Hüseyin’in bayraktarı idi. Bütün yakınlarının, Ehl-i Beyt dostlarının tek tek şehâdetini gördü.
Abbas, Kerbelâ Sultanı olan o Hazretin rikâbına yüz sürüp: “Ey sabır ve tahammül gemisinin kaptanı! Ve ey teslim Kafı’nın anka kuşu! Benim için de, yüksek âlemlerde bayrağımı dalgalandırıp, ukbaya göç etmek zamanı geldi!” diyerek savaş meydanına gitmek için niyazda bulundu.
Ali oğlu Abbas, İmam Hüseyin’den izin alıp düşman saflarının önüne geldi. Adını, sanını söyledikten sonra: “Ey mürüvvetsiz kavim! Eğer nasihat makbul ise, Hz. İmam Hüseyin’den size elçi olarak gönderildim. Ey vefasızlar! Kerbelâ Sultanı olan Peygamber torunu, Ali Murtaza’nın göz bebeği ve gözünün nuru, Zehra’nın ciğer köşesi buyurdu ki: O’na vefakâr olan kimselerin hepsini öldürdünüz. Hâlâ vakit gelmedi mi ki, bu durumdan pişman olup, susuzluk ateşinden ıstırap çeken kadınlara ve çocuklara bir içim su verip taze dudaklarını ıslatsınlar! Veya izin veriniz ki onları alıp Hint veya Çin taraflarına gidelim, Hicaz mülkünü size bırakalım. Sizinle kıyamete kadar düşmanlık etmeyeceğime dair şart koşayım!”
Bu sözleri işiten Yezid’in askeri arasında bir huzursuzluk başladı, yaptıklarından pişman olanlar mırıldanmaya başladı. Bunu fark eden komutanlar, fitne kopmasından korkarak derhal Abbas’ın karşısına geçerek, böyle bir talebin yerine getirilemeyeceğini söylediler.
Bu cevabı alan Abbas, tekrar İmam Hüseyin’in yanına dönüp durumu kendisine bildirdi. Bu arada Ehl-i Beyt arasında bulunan çocuklardan: “Sususuz! Sususuz!” feryatları yükseliyordu.
Hazret-i Abbas, çocukların bu feryatlarını duyuyordu, yüreğindeki o büyük acıya, isyana mâni olamıyordu. Küçücük yavruların susuzluk feryatlarını, kadınların çaresizliğini, yaralıların: “Medet ey Allah’ım medet, Allah, Muhammed, Ali aşkına bir yudum su” diye feryat edip ağladıklarına tanık oluyordu.
Hz. Abbas’ın dayanısı kalmamıştı. Kardeşi İmam Hüseyin’e gidip izin istedi. “İzin ver şu yavrulara biraz su getireyim. Düşman ordularını yarar geçerim” demişti.
İzin aldı, atına atladı, onca zulüm yaşamıştı ki, onca şehâdet görmüştü ki, ölüm nedir ki, kurtuluş olmuştu artık ölüm.”Sususuz! Sususuz! Allah aşkına sususuz!..” diye inliyordu çocuklar ve kadınlar. O, sadece bu feryatları duyuyordu. Kat kat sarılan Yezid’in ordusunu yardı geçti, Fırat’a vardıklarında altındaki atı, “Ukap” tan kanlar damlıyordu. Yaralar almıştı, cins Arap atıydı. At Fırat Nehrine girdi. Abbas’ın susuzluktan dudakları çatlak çatlaktı. Çöllerde günlerdir susuzluk çekiyorlardı, ciğerleri parçalanıyordu. Avucunu doldurdu, dudaklarına kadar götürdü, gözlerinin önüne İmam Hüseyin’in mini mini kızı Sakine geldi, diğer yavruların feryatları geldi. Susuzluktan taşların soğukluğuyla susuzluğunu gidermeye çalışan yavrular geldi, inim inim inleyen hastalar geldi.
“Ya Rabbim! Affeyle beni, Onlar susuzluktan feryat ederlerken ben nasıl su içerim ki!.. “
Tulumunu doldurdu, sol omzuna astı, yüzüne su serpti, suyun serinliğini tâ yüreğinde hissetti. Fırat’a baktı, hüzünlü hüzünlü akıyordu. Sanki o da utanıyordu, amaçsız akışından...
Sür yüzünü niyaz eyle hakire
Fırat suyu Kerbelâ’ya varınca
Şah’ı şühedaya cismim pak eyle
Fırat suyu Kerbelâ’ya varınca
Oysa az ileride su feryatları vardı, ağıtlar vardı, ölümler vardı, tarihin sayfalarına yazılacak mezâlim vardı. Abbas, atını mahmuzladı, çadıra doğru yıldırım gibi gidiyordu. Yezit askerleri, görmüşlerdi, bağırdılar; “Bırakmayın, saldırın!...”
Abbas, elinde kılıç, başında daireler çizerek düşmanı yarmaya çalışıyordu.
- Medet! Medet ey Allah’ım medet, bana yardım eyle...
İmam Hüseyin, çadırlardan Abbas’ın sesini duymuştu, ayağa kalktı: “Yarab! Yardım eyle Abbas’ıma” diye yalvardı.
Abbas unutmuştu kendini, tek amacı, masumlara suyu yetiştirmekti. Bir haramzade, pusudan çıktı, bir kılıç darbesiyle sol kolunu kopardı. Tulumu sağ omzuna aldı, atını mahmuzladı. Atı da sanki suyu yetiştirmek için şahlanıyordu.
İkinci bir kılıç onun diğer kılıç tutan kolunu da kopardı. İki kolu da yoktu Abbas’ın, Amcası Cafer-i Tayyar’ı hatırladı. Mute harbinde ordu komutanı iken onun da iki kolunu koparmışlardı. Peygamber efendimiz, “Kolları yerine, cennette ona kanat verildi” diye buyurmuştu. Abbas, bunları düşünerek hiç metanetini kaybetmedi.
Kanlı çölde acı çekmiş
Kafirler de insaf yokmuş
Abbas’ın kolları kopmuş
Hüseyin’im kan içinde
“Ya Rab! Çocuklara söz verdim, Bana yardım eyle” diye inledi. Tulumu ağzına aldı, atını doludizgin sürüyordu Abbas. Bir ara bacaklarında serinlik hissetti, tulum delinmişti, ok atıldığını bile hissetmemişti, al kanlara bürünmüştü. Çöl olanca sıcaklığınca yakıyordu. Acılar yakıyordu, umudu tükenmişti.
- Hangi yüzle gideyim!
Atın üzerinde titriyordu, dengesini sağlayamıyordu, gücü tükenmişti, çadırdakiler gözünün önüne geliyordu.
- Ya Rabbi! Bu ne beladır ki Ehl-i Beyt’e bir damla su nasip olmaz!
Nida geldi ki;
- Ey Abbas! Ahiret derecelerini elde etmek kolay olmaz. Tanrı yoluna girmiş olanlardan hiçbiri, cefa çekmeden, meramını elde edemez.
Abbas’ın gözleri görmez olmuştu, karanlıklar âlemi bu muydu? Atından düşerken bağırdı.
1. Ya abi! Edrikni! edrikni! (Ya kardeşim! Kardeşini bul!)
Mazlum Hüseyin, bu çağrıyı duyunca, Abbas’ın imdadına yetişmek için derhal atına atladı, yıldırım gibi sesin geldiği yöne sürdü.
İnen darbeler Abbas’ı at üstünden düşürmüştü, etrafını sarmışlardı. İmam Hüseyin, yıldırım gibi üzerlerine sürdü atını ve yere atladı. Abbas kanlar içinde kolsuz yatıyordu.
İmam Hüseyin’in feryadı, Kerbelâ çöllerinde yankılandı. O vakit İmam Hüseyin: “El’âne inkeser zahrî (Şimdi belim kırıldı!”) diyerek öyle bir ah çekti ki, Kerbelâ toprağını titretti.
Abbası kucağına aldı, metânetine hakim olamadı, hıçkıra hıçkıra ağlıyordu, Abbas’ın gözleri açıktı. Kandan gözükmüyordu. Ağzında halen su tulumunun ipi vardı. Medet!... Medet senden olsun Ey Allah’ım.
Çöl yazıda ekilmiş bir kara duman
Dumanın içinde imam görünür
Abbas at üstünde vermiyor aman
Zalimin askeri yaman yörünür
Kerbela çölünde şemalar yanar
Abbas at üstünde çark gibi döner
Ak libas altında yarası kanar
Ok saplanmış ciğerciği delinir
Abbas’ın giydiği keten gömlektir
Gömleği soymuşlar kolları yoktur
Bir değil beş değil yarası çoktur
Abbas’ı vuranlar elbet sürünür